Uzun bir ayrılıktan sonra İstanbul'a geldiğimde doğup büyüdüğüm şehri tanımakta güçlük çektim. Ahşap evlerin sıralandığı sokakları ile eski sakin mahalleler yok olmuş, yerlerini biçimsiz kargir yapılara bırakmıştı. Şahsiyetini kaybetmemiş bir semt bulmak ümidi ile yaptığım uzun gezintiler sırasında kaybolanın yalnız o ahşap evler olmadığını gördüm. Asıl yok olan camileri, mektepleri, mezarlıkları, sebilleri, çeşmeleri, hamamları ve çardaklı kahveleri ile insana sükunet ve rahatlık duygusu veren karakteristik İstanbul görünümleri idi. Hele çeşmelerin hali yürekler acısı idi. Birçoğu yok olmuş, kalanların muslukları koparılmış, suları kesilmiş, tekneleri parçalanmış, kitabeleri sökülmüştü. Bunlardan bazıları ayakkabı tamircilerine dükkan, seyyar fotoğrafçılara stüdyo, karpuzculara sergi, sünnetçilere ve sinemalara ilan tahtası hizmeti görmekte idi. Sonraları siyasi partilere ve ideolojik örgütlere propaganda aracı olacaklardı. Bu arada bir çeşme, etrafı duvarla kapatılarak mahalle muhtarlığına çalışma yeri durumuna girecekti. Bu bana, büsbütün kaybolmadan bu çeşmelerin halini tespit etmek, kısacası envanterlerini çıkarmak fikrini verdi. İşe neresinden başlayacağımı bilemiyordum. Çeşmeleri ve sebilleri toplu olarak tanıtacak İbrahim Hilmi Tanışık'ın 1943 yılında yayınlanan "İstanbul Çeşmeleri" ile İzzet Kumbaracılar'ın 1938 yılında yayınlanan "İstanbul Sebilleri"nden başka elimde bir kaynak yoktu. Bu kitaplar da eskimiş durumda olduklarına göre yazıldıkları tarihten bu yana birçok değişikliğin vukua gelmiş olması tabii idi. İbrahim Hilmi Tanışık'ın kaydettiği çeşmeleri birer birer aramaya başlayınca büyük bir güçlükle karşılaştım. İstanbul Belediyesi'nin 1934 yılında yayınlanmış bir Şehir Rehberi olmasına rağmen çeşmelerin yerleri bulundukları sokaklara göre değil, cami, mektep, tekke, karakol gibi yapılar esas alınarak belirtilmişti. Bu yapıların bir kısmı yıkılmış, camilerin bazıları başka isimlerle anılır olmuştu. Sonra eski İstanbul'un halkı o kadar değişmişti ki bir mahallede eskiyi bilen ve hatırlayan kimse bulmak çok güç olmuştu. "İstanbul Çeşmeleri"nin bir noksanı da bence yalnız kitabeli çeşmelere yer vermiş olduğu halde kitabeleri tam kaydetmeyip genellikle tarih beyitlerini göstermekle yetinmesi idi. Sonra kitaptaki resimler yapı hakkında yeterli bir fikir vermekten uzaktı. İşte ben bu noksan gördüğüm hususları tamamlayacak bir plan içerisinde işe koyuldum. Gerek çeşmelerin, gerekse sebillerin hangi sokak üzerinde bulunduklarını tesbite çalışarak bunları arayacaklara kolaylık sağlamak istedim. Sonra her çeşmenin, her sebilin son durumlarını, mevcut olmayanlar veya benim bulamadıklarım hariç, yeni resimler ile canlandırmaya çalıştım...
- Genel Özellikler
- Eser Adı
- İSTANBULUN ÇEŞME VE SEBİLLERİ
- Yayın Evi
- ARITAN YAYINEVİ
- Sayfa Sayısı
- 860
- Basım Tarihi
- 1993
- Ebat
- 30 X 22
- Yazar
- AFFAN EGEMEN
Ürüne ait yorum kaydı bulunamadı!