Nietzsche: Henüz iki kitabı yayımlanmış, kimsenin tanımadığı bir filozof. Yalnızlığı seçmiş. Acılarıyla barışmış. İhaneti tatmış. Tek sahip olduğu şey, valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar. Karısı, toplumsal görevleri ve vatanı yok. İnzivayı seviyor. Tanrıyı öldürmüş. "Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır," diyor. Daha sonra "kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?" diyecek. Ümitsiz. Breur: Efsanevi bir teşhis dehası. Ümitsizliklerin kapısını çaldığı doktor. Psikanalizin ilk kurucularından. Kırkında, bütün Avrupalı sanatçı ve düşünürlerin doktoru olmayı başarmış. Güzel bir karısı ve beş çocuğu var. Zengin. Saygın. Hayatı boyunca "ama" pozisyonunda yaşamış biri. Freud: Breuer'in arkadaşı. Henüz genç. Geleceği parlak. Şimdi yoksul. Salome: Erkeklerin başını döndüren kadın. Çekici. Özgür. Evliliğe inanmıyor. Bazan aynı anda birçok erkekle beraber oluyor. Sanatçıları ve düşünürleri tercih ediyor. Kırbacı var. KONU :Ümitsizlik. Bir gün, erkeklerin başını döndüren kadın, Salome, nietzsche'den habersiz Breuer'e gelir. "Avrupa'nın kültürel geleceği tehlikede, Nietzsche ümitsiz. Ona yardım edin," der. Breuer Salome'yi tekrar görebilmek umuduyla "peki" der. Ve varoluşun kader, inanç, hakikat, huzur, mutluluk, acı, özgürlük, irade... ve neden, nasıl gibi en önemli duraklarından geçen bir yolculuk başlar... Kendisiyle ve hayatla yüz yüze gelmekten çekinmeyenlere...
Genel Özellikler
Eser Adı
MARKSİZM AHLAK VE TOPLUMSAL ADALET
Yayın Evi
AYRINTI
Barkod
9789755391465
ISBN
975-539-146-0
Sayfa Sayısı
374
Basım Tarihi
2007
Çevirmen
AYSUN BABACAN
Orjinal Dili
İNGİLİZCE
Orjinal Adı
WHEN NIETZSCHE WEPT
Ebat
19,5 X 13
Yazar
IRVIN D.YALOM
Adınız
E-Posta Adresiniz
Güvenlik Resmi
Lütfen resimdeki 3 karakterli yazıyı kutuya sırasıyla yazınız
Yorumunuz
Ürüne ait yorum kaydı bulunamadı!
Yayın Evi Hakkında
Ayrıntı Yayınları’nın ilk kitabı 1988’de yayımlanan Şenlikli Toplum’du. Yayınevinin tasarımı yıllar öncesine dayansa da, kuruluş çalışmaları yaklaşık bir yıl sürdü. İlk yıllar ayda bir kitap yayımlanabilirken son yıllarda ayda 3/4 kitap ortalamasına ulaşıldı…
Kuranlar sol bir gelenekten gelen, kendilerine/hayata soru sormayı sürdüren, hayal kurmayı seven kişilerdi. Başka işler yaparak kazandıkları paranın bir kısmını vicdani bir sorumluluğun ifadesi olarak Ayrıntı’ya ayırdılar. Kurulurken ne “miras” kullanıldı, ne “borç” ne de “bağış” alındı. Ayrıntı sıfırdan, evet sıfırdan, artık “out” bir kavram olan “emek”le var oldu. Yayın politikasında bağımsız davranabilmesini buna borçlu.
Yayın programı hazırlanırken, “yol”a çıkarken saptanan “duruş” noktası zamanla kendini çoğalttı. Kabaca, şöylesi bir “yol rehberi”nden söz edebiliriz:
-“Güç ilişkileri üretmeyen” bir toplumsallığın izleri sürülecekti...
-Otoriter/totaliter toplumsal tasavvurlar reddedilerek; “zor”a değil, kendini sürekli sorgulayan yeni bir “etik” anlayışa dayanan “gönüllü birliktelikler” savunulacaktı...
-Hayatın “tinsel” boyutu ıskalanmayacak, Sol’un modernlikle ilişkisi sorgulanacaktı...
- “İktisadi aklı” dışlayan; kültüre, sanata, oyuna ve aşka özel vurgular yapan bir anlayışın serpilmesine çaba gösterilecekti...
Kimi hatalarımız olsa da, esas olarak bu “duruş” noktasına bağlı kaldığımızı sanıyoruz.
Bu hayali düşlemeye başladığımızdan bu yana geçen 20 yılda 500’den fazla kitap yayımladık. 500. kitabımız Agnes Heller’ın ahlâkın muhafazakârlara bırakılamayacak kadar önemli olduğu gerekçesiyle kaleme aldığı ve dünyada tek cilt olarak ilk kez Türkçe’de yayımlanan Bir Ahlâk Kuramı adlı devasa çalışması oldu. 832 sayfalık bu kitabın hazırlıkları yaklaşık 10 yıl sürdü. Günümüzde sosyolojik araştırmalara da konu olmaya başlayan “karakter aşınması”nı göz önünde bulunduracak olursak ne denli isabetli bir tercih yaptığımız ortaya çıkar.
Hazır okuru olmayan “riskli” bir “duruş” noktası saptamış; batmayı da göze almıştık. Batmadık! Bu noktaya gelmemizde bu “duruş”u benimseyen ve katkıda bulunanların, yani sizlerin payı çok büyük...
Sizler: editörler, çevirmenler, yayıma hazırlayanlar, düzeltmenler, öneride bulunanlar, eleştirenler, kadeh kaldıranlar, gülümseyenler, görünmez/tanımlanamaz birçok konuda yardımcı olan kısa ve uzun yol arkadaşları…
Başka türlü bir şeylerin de yapılabileceğini beraberce gösterdik...
21. yıla girerken Gorz’un son kitabı olan Son Mektup-Bir Aşk Hikâyesi’ni yayımladık. Yazdıkları ve yaşadıklarıyla önümüzü aydınlatan Gorz, Marksizmi varoluşçu bir yaklaşımla benimsemiş, kuramsal çalışmalarında özellikle yabancılaşma ve özgürlük konularına eğilmiştir. Kapitalizme özgü işbölümünü, dünya kaynaklarının akıldışı kullanımını eleştirerek siyasi ekolojinin ve özgürlükçü sosyalizmin en önemli düşünürlerinden biri haline gelmiştir.
Hayatları boyunca yeryüzündeki haksızlıklar karşısında sessiz kalmayıp, mücadele etmeyi seçen Gorz ve hayat arkadaşı Dorine, Dorine’in uzun yıllar süren acı verici, onulmaz hastalığının ardından radikal bir karar almak zorunda kalırlar: kendi hayatlarına son verme haklarını kullanmak...
Böylece, yaşamda olduğu gibi ölümde de ayrılmayacak, “diğerinin ölümünden sonra yaşamak” zorunda kalmayacaklardır...
Her şey gibi aşk, sevgi kavramlarının da içinin boşaltıldığı, çabucak tüketildiği günümüzde bir umut, hatta bir isyan çığlığı gibi karşımıza çıkıyor Gorz’un mektubu.
Sarsıcı ve ta yüreğimize işleyen bir çığlık...
Telefonla Sipariş
Ürün Bilgisi
Adınız
Güvenlik Resmi
Lütfen resimdeki 3 karakterli yazıyı kutuya sırasıyla yazınız