


Kendi çokuluslu şirketlerinden yoksun ve gelişmekte olan uluslar, küresel üretim sistemi içinde bağımlı roller oynayan yeni sömürgeler haline gelebilirler. Bu ülkeler endüstrileştikçe daha yüksek bir refah düzeyine yükselebilir, ancak iktisadi egemenlikleri, küresel ittifakların oluşturduğu şebekelerin kararlarına bağlı kalacaktır. Bağımlılık, kuşkusuz, üçüncü dünya ulusları için yeni bir durum değildir ve hepsi küresel sistemi kimin yönettiğini bilir." diyor, William Greider. Bu sözler, anonim ortaklıkların dünya yüzünde oynadığı role de işaret ediyor.
Anonim ortaklıklar, sermayenin bir üst örgütlenme biçimidir. Girişimcinin kârını tekrar tekrar işine yatırarak büyütme ve onu yönetme gücü ve esnekliğiyle kapitalizmin gelişmesinde önemli bir araç olmuşlardır. Ancak merkez ülkelerinde fazla kâr ve Dünyanın kaynaklarına daha fazla ulaşma rekabeti içerisinde yarışarak ulaştıkları boyutla küreselleşmeyi hızlandırırken sosyal ve siyasal dengesizliği artırmaktadırlar. İçlerindeki sermaye büyüdükçe, insana ve onun örgütlerine giderek daha fazla egemen olmakta, genişledikçe faaliyet alanları daraldığı için kendilerine yeni yerler açmaya çabalamaktadırlar. Bu modelde İnsan unsurunun rolü azaldıkça dünyanın içinde bulunduğu kriz artacaktır. Kriz, birçoklannca geçici bir olgu gibi görülmektedir. Oysa Çevre ülkelerindeki işsizlik, yoksulluk ve krizler geçici değildir.
Bu kitapta, anonim ortaklıkların tarihte geçirdiği safhalar incelenmekte, küreselleşmedeki etkinlikleri ve Türkiye'nin küresel yarışmadaki durumunda ne rol oynadıkları tartışılmaktadır.