


kızı, sosyoloji profesörü, entelektüel, ama en önemlisi manevi hayatı zengin bir müslüman. Ümit
Meriç, kendisiyle yapılan röportajlardan oluşan bu kitapta, intiharın eşiğine kadar varan
buhranlardan sonra secdeyi keşfedişinin, nasıl hayatının en önemli olayı olduğunu anlatıyor:
"O zamana kadar Önce anlamanın, sonra inanmanın peşindeydim. Bu kerre ise önce inandım, sonra
anlamaya başladım. vNiye?' diye sormuyordum artık. 'Peki'diyordum ve varlıkla aramdaki perdeler
her gün bir parça daha aralanıyor, irfan coğrafyasında okuduklarım, namaz kılarken ve oruç
tutarken yaşadıklarım, o zamandan itibaren yazmaya başladığım rüyalarım, beni bazen sevindiren,
bazen keyfimi kaçıran, ama mutlaka karşıma çıkıveren tevafuklarım beni yeni idrâklere taşımaya
başlıyordu. Batılı bir eğitimin tezgahından geçmiş olan idrâkimin kalıpları kırılıyordu. Ya da
akıl adımlarımın arşınlamaktan âciz kaldığı bir dünyayı, imanımın kanatları sarıp sarmalamaya
başlamıştı. Bilmediğim bir irfan dünyasında, henüz cılız olan kanatlarımı, kocaman kocaman açmaya
gayret ediyordum. Sorularım, virgüllerim yerlerini noktalara terkediyordu. Eğitimini aldığımı
sandığım Batılı bilginin bana az gelen yarı-hakikatlerinden, yaşanan imanın bütün ruhu doyuran ve
dolduran mutlak hakikatlerine sefer ediyor, içimdeki cennete adım adım yaklaşıyordum."
İçindeki cenneti keşfe çıkan bir bilim ve gönül insanının ruh zenginliklerini, bu kitapta
bulacaksınız.