


Sıradan, sıra dışı (görevli, satıcı, aylak) insanların yolculuğu.
Yorgun, dinç, çirkin, güzel, kederli, neşeli bedenlerin yolculuğu.
Ellerin, ayakların, gözlerin kulakların, midelerin, organların yolculuğu.
Oturuşu kalkışıyla bir "sosyal bünye"nin yolculuğu.
Sürüklenmeyi tökezlemeler, tereddütler, farklı hızlar içeren bir süreç olarak yaşarız. Saf, ideal haliyle değil, hatırlanan, unutulan, adeta sürekli gerçekleştiği haliyle akıştır bu...
Yolculuğun başı, sonu neresidir? Rotası nedir? Böyle bir yolculuk var mıdır? Gözümüzün, bedenimizin bütün soruları, eski ve yeni bütün cevapları bu hoş belirsizlikte sürüklenir