


Ondokuzuncu yüzyıldan itibaren toplumsal yaşamda yaşanılan sürece bir ad koymak gerekse idi herhalde en uygun isim "imaj çağı" olurdu. Bir kişiyle ilgili diğer insanların belleğinde oluşan imge veya resim olarak ifade edebileceğimiz imaj, bireyin giyim kuşam gibi fiziksel görünümü, davranış ve iletişim tarzı vb. gibi kişilik uzantılarının bir yansıması olarak ortaya çıkar.
Kişisel imajın diğer alt bileşenleri soyut olmasına karşın giyim kuşam vs. dış görünüşe ait alt bileşenleri somuttur. Doğal olarak bir kişi hakkında imaj oluşumunda ilk göze çarpan giyimdir. İnsanlar doğuştan gelen birtakım fizyolojik özelliklerine müdahale edemeyebilirler. Örneğin, kısa olan boylarını uzatmak, uzun olan boylarını kısaltmak, tenlerinin rengini değiştirmek vs. doğal yollardan mümkün görünmemektedir. Ancak, dış görünümde önemli yere sahip giysilerine her anlamda müdahale edebilirler. Bununla birlikte, çoğu insan güzel giyinmekle pahalı giyinmeyi karıştırmaktadırlar. Hatta, bazı bireyler büyük maliyetlere katlanmalarına rağmen güzel giyinmeyi becerememektedirler. Örneğin, bazı durumlarda yüksek fiyattan aldığı giysiler birey üzerinde çok hoş olmayan görüntüler oluşturmakta ve imajının negatife dönüşmesine neden olmaktadır.